11 Şubat 2012 Cumartesi

izli-YORUM- bir avuç deniz

geç izlemiş olabilirim tamam ama şunu söylemeden geçemeyeceğim izlediğim en vasat Türk filmlerinden biriydi sanki tüm oyuncuların il oyunculuk denemeleri gibi bir filmdi..değişik bir kurgu saçma diyaloglar ve hop orada hop burada ortaya çıkan boşluklar...
beğenen olmuştur illa ki o yüzden kimler seyrediyor böyle filmleri demeyeceğim tabii ki (= ama gerçekten görüp de izlemek isteyenlere şunu söyleyebilirim ki film benim için sadece zaman kaybıydı ne yazık ki...
evet kamuoyunda bu gibi başlıklarla çıkan film erotik sahneleriyle gündeme gelmiş ama gerçekten olay yaratacak bir erotik sahne de yok..tamamen olay abartılmış diyebilirim..
filmde kesinlikle en beğendiğim oyunculuk performansı esas oğlumuzun annesi Rana hanıma aittir diyebilirim ki kendisi yılların oyuncusu Ayda Akseldir. güçlü bir kadın rol olmasının yanı sıra filmin sonunda beni kendisine hayran bırakmış ve tüm filmi izlememin eziyetini yaptığı on saniyelik bir performansla ortadan kaldırmıştır...sonuçta şöyle bir gerçek var ki ben inanırım ....kardeş yuva yıkanın yuvası olmaz (=
Rana hanımın beni kendine hayran bırakan performansını resmedeceğim ve eğer bir avuç deniz film listenizde izlenmeyi bekleyenler arasındaysa onu kaldırmanızı temenni edeceğim...
bakalım film benden nasıl oy aldı (=
romantik:       3/10
dram:              3/10
oyunculuk:   4/10
notlarım gayet şişirme olmakla beraber benden aldığı saatlerimi geri bile isteyebilirim..

tanımlanamayan bir cisim işte bu benim adım (=

blogumda 100. postu yazmanın haklı gururunu yaşadığım şu anlarda hala başlık düşünüyorum..eminim ki son dakika da yine bir ekleme yaparak saçma bir şeyler yazacağım..
bu blogu açma nedenim olarak tumblrdan sıkıldığımı ve orada uzun yazı yazamadığımı kabul ettirmiştim kendime ve bilseydim çok güzel bloglar takip edeceğim tumblrdan ilk dakikada vazgeçerdim...ama yok ya tumblrda benim bebeğim (=
100. post biraz ciddi bir post benim için çünkü bir nevi nereye gidiyorum diye sorma ihtiyacı hissediyorum kendime..
yol nereye götürürse oraya giderim ama ne demiş şair "yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir"

10 Şubat 2012 Cuma

doğdum büyüdüm yaşıyorum ve mutlak son Allah uzun ömür versin be yaaa

artık şu doksanlarda çocuk olmak yok seksenlerde doğmak kalıplarının ardında yürümekten vazgeçse keşke herkes..
sen bugüne bak çocukluğun hala içinde bir yerde mi?yoksa gençliğinle beraber onuda cehalete kurban verdin mi?

9 Şubat 2012 Perşembe

karanlıkta zorlandığım tek şey kül tablasını bulmak

bu akşam bir farklılık yapayım ve önerilen bir filmi açıklamalarını okumadan izleyeyim dedim..iyi yapıp yapmadığımı bilmemekle beraber şu an onu düşünecek durumda ne yazık ki değilim..belki bu yazı sonradan tekrar düzenlenir ve farklı yorumlar eklenir...
izlediğim film bu oluyor...film güzel yani seyredilir yani ben seyrettim biraz pek bir konusu yok gibi ama seyrettim yani ben...yani önerebilirim..bu arada ne çok yani dedim.
geceye güzel başladım...sabahtan beri yaptığım hiç bir plana sadık kalmayarak gece on ikiden sonrası için yaptığım plana sadık kaldım...filmimi açtım biramı açtım çerezimi aldım ve filme başladım...

gayet keyifli geçen bir buçuk iki saatimin ardından bir hüzünle baş başa kaldım..hatta şu an suratım asık yazıyorum bu yazıyı...
evet bitişler ile sorunum var hem de şu an hayatımın en önemli ilişkisini bitirme ile bitirmeme arasındayken bitişler ile sorunum olduğunu anlıyor ve hüzünleniyorum..
film bitti........biram bitti......çerezim bitti..............SON SİGARAM SENİ YAKMAMAK İÇİN DİRENİYORUM!!!!

bir mimdir iki mimdir üç mimdir dört mimdir ondört mimdir

sanırım blogumun ilk mim yazısı bu olacak...mimlenmişim de ( enes ) iadeyi ziyaret yapayım dedim..hem zaten uzun zamandır bir harem fikri vardı kafamda..evet sadece kafamda..ahhh ahhh hayallerde buluşalım...buyurun sizde buradan gelin haremime bir merhaba deyin (:

öncelikle kimden başlayacağıma karar verememekle beraber müzik ruhun gıdasıdır diye düşündüm ve ilk haremime sokacağım isme karar verdim..teoman...o eline gitarını alsın bir kenara çekilsin ve kederli kederli ritmini tuttursun başka bir şey istemiyorum gerçekten (=


harem bu ne olup ne olmayacağı belli değil sonuçta bir doktor lazım..bence televizyon tarihinin en sempatik ve karizmatik doktorusun Hugh Laurie sen olmazsa olmazımsın o yüzden (=

bir doktor daha olmalı ki bu diğer doktorlara benzemiyor o bir zaman lordu eee benim haremime yakışır zaman kavramını pek dikkate almamak için (=

evet supernatural karakterlerinden seçtim seçtim seni seçtim...sam ve dean kardeşlere fark attın Misha Collins yani bir nevi melek castiel...

sevgili kaptan sırf rotamızı şaşırmayalım kaybolmayalım diye sana ihtiyacım var...evet hareme girme nedeni sadece bu yani Johnny Depp (=


karizmatik ve ukala insanları seviyorum demiştim değil mi daha önce işte bu yüzden Nejat İşler aramızda haremimde olmalı...


eee harem olur da şehzade olmaz mı orada? haremin hakkını verecek insan..küçük şehzade Mehmet Günsür de benim haremimde boy göstermeli bence(=


bir oyunlar bir fanteziler bir arkadan iş çevirmeler..söz konusu harem olunca chuck bass gibi biride olmalı diyorum ve sayın Ed Westwick i haremime çağırıyorum


geldik asyalılara..öncelikle çekik gözlü seviyorum asya dizilerinde işlenen masum (ve gerçek olmayacak kadar senaryo) aşkları seviyorum o zaman en sevdiğim asyalı elemanlarında aramızda olması gerek diye düşünüyorum ve senide alıyorum haremime Kim Hyun Joong

sırf bu şapşal gülümsemesinden sanırım girdi haremime esprili erkekleri severim sonuçta..espri zekanın bir getirisidir..zeki erkek sevilmez mi hareme konulmaz mı? (= hadi kapıda kalma gir derler adama Jang Keun Suk..


evet haremimden anlaşılacağı üzere esmer candır..kemikli yüz hattı on numaradır..erkek dediğin gülümser..gözleri ışıl ışıl parlar falan filan..zeki olur ukala olur ve birazda nevrotik olur (=

mimlenenler:
"üsturupsuz yazar" ım (=
fil biti (=
enes
zaman dilimi
arya ve alya
böcek yiyen peygamber
cips yiyemeyen kız

bana sayısal çıkmalı gardaş...leyla ile mecnun imzalı (:

ebet başlıkta neden gardaşlı atarlandığımı bilmemekle beraber bu aralar tüm hayallerimin maddi boyutta imkansızlığına şahit oldum...
aslında o kadar büyük hayallerde kurmuyorum hani..en azından ne bileyim ölmeden önce yapmam gereken 50 şey listesi..30 uma basmadan görmem gereken yerler listesi falan gibi hayallerimden bahsetmiyorum..gayette bana yakışacak şekilde tutarlı!! birbiri ile alakalı güzel hayaller...ama yok olmuyor bu ölümlü dünyada maddiyat ağına takılmayan bir günüm geçmiyor...
çok savurgan bir insan değilim elime de ortalamanın üzerinde para geçiyor gerçekten. ama neden olmuyor bilmiyorum ay sonunu getiremeyen bir insanım gerçekten..neyse buna takılmıyor buna üzülmüyorum sonuçta elimizdekilerle idare edebilmeyi öğrettiler bana..en başından şükür etmeyi yetinmeyi...
ama konu hayallerim olduğundan işlerin böyle gitmesi durumunda onlara daha çoooook uzaktan bakarım gibime geliyor. (saçma ve anlamsız bir cümle gibi görünebilir ama gayet mantıkla bak valla:))
ah hayallerim...ah o hayallerim...beni yalnız başıma bırakan hayallerim...evet ben tüm hayallerimde yalnız başımayım ve mutluyum işte hayallerime ulaşmada maddi kaygının yanı sıra manevi anlamda da kaygılanma nedenim bu sanırım...ben yalnız olmalıyım hayallerime ulaşabilmek için..bu yüzden uzun zamandır yapmak isteyipte yapamadığım her şeyi birbir yapmaya başladım...hayatımın hatasını yapıyor olabilirim ama olsun en azından ilerde aklım hep burada takılıp kalmamış olur.(evet itiraf ediyorum bu paragrafta en az diğerleri kadar saçma sapan ve anlamsız oldu bu paragrafta anlatılmak istenen net düşünce -yazar hayatındaki çok önemli insanlardan bir kaçını hayatından çıkarıyor- bu onu mutlu mu eder mutsuz mu eder bilinmez ama yaptı bir manyaklı bakalım:))
yapmadığım şeyler üzerime yıkılıyor arada eziliyor gibi hissediyorum.bir koruyanım da yok anasını satim.anasını mı satim...offf ya öyle laf mı kaldı en son lisede kullanıyordum ben bu kelimeyi ağzıma pelesenk olmasa bari...pelesenk mi dedim ben yaa..oooo...(yazar burada ne dediğinden cidden habersiz:))
ne kadar çıkmaza girersem o kadar doğru yoldaymışım gibi geliyor..yeni bir şeyler yapmak şu an ki monotonluktan kurtulmak.yeni şeyler hissetmek..bu düşünceler hep beni çıkmazlara sürüklüyor demek ki o yüzden doğru yolda sayılırım olamaz mı?
yanlış yapsam da sonuçta benim yanlışım ya bundan kime ne sözü beni hayata hayallerime tekrar tekrar bağlıyor..çantam hazır bir şekilde her an çıkıp gidecekmişim gibisine öyle kapıya dayalı duruyor ya bu bana güç veriyor..bir sonraki çıkmaza kadar bir nefes bana bu yüzden yetiyor.(yazar burada aştı kendini aştı böyle bir güç bir kuvvet bir ben her şeyi yaparım havalarında o derece öz güven doldu yani hey maşaallah:))

sonuçta hayallerime ulaşmak için her şeyi yapacağım ve bu kararlılıkla arkamda ne bırakıyorum biliyorum..ama sanırım uzun süre önce arkamda bıraktıklarıma üzülmeyi bıraktım ben şimdi sadece önüme bakıyorum..ama arkamda at varsa söyleyin lütfen(= (yazar burada gereksiz espriler ile ortamı ve gönlünü yumuşatmaya çalışıyor ama bir yer miyiz?yemeyiz :))
BUGÜN LEYLA İLE MECNUNUN HAYATIMIZA GİRMESİNİN BİRİNCİ YILINI DA KUTLADIĞIMIZ İÇİN YAZIMDA DİZİYLE İLGİLİ RESİMLER KULLANDIM BİR NEVİ TEŞEKKÜR NİYETİNE..VE SON GİFTTE OLDUĞU GİBİ BURADAN ÖNCELİKLE LEYLA İLE MECNUN AİLESİNDEN YAYINDA VE YAPIMDA EMEĞİ GEÇEN HERKESİ SONRA LEYLA İLE MECNUN SEVERLERİ SONRA BU YAZIYI OKUYANLARI ÖPÜYORUM VE sanırım gidiyorum...
(yazar burada yalakalığın sınırlarını zorladı gibi değil m,?neyse ben duygulandım ama siz duygulanmayın ne bu böyle pis yalaka..poşet...yırtık tuvalet terliği..hatta sarkoziy (= )

6 Şubat 2012 Pazartesi

günler geceler geçse kaç tane hiç anlamadan

film izliyorum deliler gibi...aslında deliler gibi değil sadece kafamı dağıtmak için deliler gibi bir şeyler izlemek bir şeyler yapmak istiyorum ama gelin görün ki hava durumları ve benim durumlarım yüzünden evden dışarı çıkmıyorum..internetten de zevk almıyorum...işte o yüzden filmlere dizilere sardım kendimi...dizileri filmleri sardırdım kendime...

evet aslında boşa harcayacak cidden vaktim yok...daha doğrusu uzun zamandır hep bir koşuşturma içinde olduğum için boşa harcayacak vaktim olmadığını düşünüyorum..sabahları bir hışımla kalkıyorum yataktan hep bir şeyleri unutmuş hep bir şeyi atlamışlık hissi var içimde...kafam çok dağınık değil mi?
aynı anda bir çok şey olmamı isteyen bir çok şey yapmamı bekleyen beklentilerinin benden büyük olduğunu fark etmeyen insanlar var etrafımda..-sen halledersin ya- diyen insanlar..-bu işinde altından kalkarsın- diyen insanlar...-şimdiye kadar neleri hallettin bu mu elinde kalacak-diyen insanlar...insanların bana bu kadar güvenmesi ve benim güvenlerini boşa çıkarmamak için bu kadar uğraşmam yanlış değil mi?
etrafımda bana akıl veren, beni eleştiren hatta çamur atan insanlar var..bu gibi insanlarla bir arada yaşamak ne kadar zordur bilirsiniz değil mi?ve bu kadar insanlıksız insan içinde işimi yapmamı da bekleyenler var çünkü onlara göre ben her işin altından kalkarım değil mi?
içimden geçenleri yazdıkça sürekli bu soruyu soruyorum kendime -neyin kafasındayım- ben diye...bunları yazmakla rahatlayamadım çünkü kendimi her şeyden mızmızlanan beş yaşında bir çocuk gibi görüyorum şimdi hatta aşırı şımarık beş yaşında bir çocuk..o kadar şımarık ve o kadar ukala ki belkide yaralarının öpünce iyileşeceğini bile düşünebilir..
sonuçta herkesin derdi var bence her şeyi çok büyütür oldum bugünlerde..sanırım ayrılık düşündüğüm kadar yaralamadan geçmeyecek benden..
ya da belki ayrılık anatomisi tam olarak böyle bir şeydir.
neden şuan bana tüm sevgiler tüm sevgililer saçma geliyor bilmiyorum ama sanırım bir yerlerde hata YAPMIYORUM...
sanırım kendime bir kedi almalıyım...